Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in
"Que sua semana
seja repleto de Alegrias! E que os anjos de Deus, Estejam ao
seu redor, Durante toda essa semana, Te abençoando grandemente! Que seu
coração e seus sonhos, Sejam restaurados, renovados e Fortalecidos por
Deus!" Deus Abençoe a sua Vida Hoje e
Sempre ♥.¸¸.•♥´¨`♥•.¸¸.♥ BeijOs!
"May your
week be full of joys! And the angels of God, Be around, Throughout this
week, Bless you greatly! May your heart and your dreams, Be restored,
renovated and Empowered by God! " God Bless your Life Today and
Always ♥. ¸ ¸. • ♥ '¨ `♥ •. ¸ ¸. ♥ Kisses!
Suda kana kesilen karanfil acısına. Bana bir hayat tut leyl…
Yağmurun ayak sesinde uyuyan kalbimin ağrı molalarında hiç doğmuş sancıları döküyorum sesimden. Tüllenen grinin hüzzamı kirpiğime iniyor yavaş yavaş. Avazımın göçebe hüsranları dokunuyor giz’imin kuytularına. Fırtına başımın üstünde. Mecnun’un dolaştığı çöllerde yalnız kalıyor yıldızlar. Lapa lapa yağıyor deniz avuçlarıma. Hangi sesini dinlesem aşkın gece yine siyah kalıyor gök/yüzüme. Ölümü öldürsem kaç yıllık ölümlülüğe çarptırılır bedenim ya leyl?
Gözlerindir helalim. Vuslatı çağıran ayrılıklarda büyüterek aşka mahfuz düşleri, kalbimi yokluyorum sende can veriyor mu diye. Kahrın kavurganlığıyla intizarın velvelesi arasında kayboluyor perçemine ´gün´ vurmayan uykular. Sefilim. Zelilim. Kurşun kadarım gövdeme. Alnımdaki aşk izine dokunma. Kırılır yar çehresine harını resmettiğin cehennemin şeddesi. Kesme saçlarını ben üşümeyeyim diye. Bas gözlerini içime tuz niyetine ya leyl! Biliyorsun, yar/adır bütün sızlanmalar.
Ah leyl, acım tufanımın sırtında. Kambur ruhları taşıyorum nun’a varmadan ağlayan dervişin duasında sırlanan kavlime. Döşümde ezgisel yankıların iz/düşümü uğulduyor. Bak, kulaklarımda asılı kalıyor yabani kuş çığlıkları. Pencere önlerinde biriktiriyorum isyana dönük gelişlerini. Ya leyl! Yıkılsın aşk muammalı yalnızlık oyunu. Perde kana boyanmadan, sahne arkalarında boğmadan dilimin altındaki sahici repliklerimi, bu kez tut elimden. Azalan denizlere kanat çırpmadan hüznüme yuvalanan rüzgar, savurmadan saçlarıma ölü kadınların öykülerini, bu kez tut elimden leyl. Nasıl olsa, meyilliyiz morg gecelerinde aşk üzere delirmeye.
Vakte ermeyen sesin niyetsiz fırtınalarda dalgalanışında uyutuyorum küflü yağmur yaramı. Mahşer kalabalığında çırpınan tenhalığım huysuz ağlayışların kaosunda yırtılıyor. Eziliyor göğsüm kabusların ıssız kanayışlarında boydan boya. Yabanıl yakıcılığın dağlanışıyla savuruyorum giz’ime, güle değmeden ufalanan devşirme kederi. Muğlak cümlelerin eşkiyalığına yatıp uykumun derinliğinde küfürbaz katilliğimin adını saklıyorum yanağıma, adıma yok kala. Salkım saçak yorgunluğumla kapındayım leyl. Öp beni kırıkları acıtan düşlerimin sızısından. Kalbimde zevale eyvah, nara sürgün ‘gün’ izin var. Çıkar/sana beni beyhude ağıtlarımdan ağlatmadan. Aşktan haberdar bu rüzgar leyl. Baksana, ölüm sızıyor feverana çekilen gözkapaklarından. Ah leyl, gülüşün uçurum gibi ziyan etmeye yakın duruyor.
Ya leyl! Şehir korkakları bekliyor kalbimi. Her defasında cesaretim (el) altından satılıyor. Zaman zamansızlığı tetikleyen iç yangın inşirahsızlığının zulmünde büyütüyor kahkahasını. Daüssıla yorgunu bakışlarımdan zift kokan devrik hecelerin tutsaklığı düşüyor. Devrikebir bir makamın hüzünbazlığına sere serpe gömülüyor şarkılar. Aşkın koridor boşluklarında intihara gönüllü yalnızlığın hükümranlığına yabancılaşıyor aşina suskularım. Ya leyl! El vurulmuyor yaralara bu mevsim. Dayanılacak yanı yok hasretinin, hep mahva mülteci gözlerine düşüyorum. Şiir olup dökemez misin dizelerini kanayışlarımın kıyısına? Tükenirken şakağımdan aşağı kayan hüsran birikintileri, kirli kasırgalarım yıkanmaz mı ellerinin duru denizinde?
Aşk kimliğimde yangın gibi ağlıyor. Suretimden gecenin onulmazlığı akarken çırılçıplak rüyanı açıyorum içime, kırılmasın şarap kızılı uykuların hevesi diye. Düşsen seferi ağrıların kirpiğine, ayet diye tanımlanacak yüzün.
Aşk kendine doymayan şizofren bir açlık mı leyl?
Seslenişlerim gitgide güçsüzleşirken, sen bir diş ağrısı gibi saplanıyorsun ciğerime. Dilim acı(n)dan konuşamaz hale gelme eylemine geçtiğinde, sessiz kelimeler kurmaya başlıyor yüreğim. Sessiz sedasız birleştirip onları savuruyorum ardından rüzgara.
Bedenime yapışan ağrı(n) öyle büyük ki sevgili; ilaçlar faydasız, sızlanmalar boş kalıyor karşında.
Gün boyu içtiğim sigara artık teselli etmiyor beni.
Parmaklarımdaki izmarit kokusu ve sen; baş döndürmeye başladığınız anda, ben kayboluyorum bilmediğim bir zamansızlık içinde umarsızca.
… …. …..
Gece mavisi bir yerde bekliyorum şimdi. Yatağımda, gözlerimi kapatıp uyumaya çalıştığım anda düşüveriyorum buraya.
Uyanamazsam esir(in)im… Uyanırsam ağrı(n) devam edecek bilirim.
Zamanda yapışacaksın bana, zamansızlıkta da yakamda olacak ellerin oysa…Oysa bilirim, kaçmak istesem de sen her daim çıkacaksın karşıma, durmadan ve umursamadan beni.
Beni ve yüreğimi…
Zamansız rüya diliminin içinde; büyük bir saate bakmaktayım ellerim kelepçeli. Akreple yelkovan istifa edeli çok olmamış belli. Esaretliğimin başladığı zaman diliminde kaybolmuş dakikalar ve ben inadına beklemelerdeyim; bu zamansızlık içinde seni.
Ellerim kelepçeli… Bilmeden aslında niçin beklediğimi!
Uyanmakla uyanmamak arasında sıkışmış yüreğim; titrek bir kuşun ürkek kalbi gibi atmaktayken, mideme giren bir krampla esaretliğim son buluyor zamansızlıkta.
Ve… Gözlerimi açtığım anda saplanıyor ağrı(n)…
Dedim ya sana;
Uyanamazsam esir(in)dim zamansızlıkta… Uyandım ağrı(n) kaldığı yerden devam etti güçsüzleştirmeye sesimi…
Ve ben, bir burada bir zamansızlıkta devam ediyorum esaretime sevgili…
Çünkü; Seslenişlerim gitgide güçsüzleşirken, sen bir diş ağrısı gibi saplanıyorsun ciğerime. Dilim acı(n)dan konuşamaz hale gelme eylemine geçtiğinde, sessiz kelimeler kurmaya başlıyor yüreğim. Sessiz sedasız birleştirip onları savuruyorum ardından rüzgara.
Aldın mı en son yolladıklarımı? Söylesene sevgili, rüzgar usulca bıraktı mı onları avucuna?
Bak, vazgeçmedim… Tekrar birleştirdim ve yine yolluyorum onları sana!
Zamansızlıkta esir(in)im yar! Zamanda güçsüzleşmiş bir sesim, seni arayan esen rüzgarla semada…
Hadi birkez olsun duy artık beni yar! Duy güç bela birleşen kelimelerimi, Duy sesimi! Yar, Birkez olsun sen de uğraş benim gibi!
Hand in
Hand und den Kopf in den Sternen das Lachen erleben und nur einmal
spüren, wie Himmel und Welt zu der
Einheit verschmelzen, und dir
Geborgenheit gibt und Ruhe.
Zwei
Spuren im Sand, die den gleichen Weg gehen, die Hoffnung sich teilen und das Leben
verstehen, fliegen, soweit der Wind
tragen kann und Ruhe finden in einem
anderen Land.
Freude
verschenken und Hilfe leisten, die Augen schließen und nur noch spüren, die Strahlen der Sonne auf unserer
Haut.
Das
Mondlicht sammeln und ausstreuen über die Erde, dass die Menschen zu schweben beginnen und die Luft von Liebe erfüllt
ist.
Und
immer, immer wieder neu beginnen, jeden Tag und jede Stunde die Sonnenstrahlen
fangen und austeilen auf den
Straßen und dabei glücklich sein.